Main Page Aims and Scope Editorial Board Instructions to Authors Contact

 
Eurasian J Pulmonol: 1 (2)
Volume: 1  Issue: 2 - 1999
Hide Abstracts | << Back
RESEARCH
1.Oxidative Stress In COPD
Tunçalp Demir, Akın Aydemir, Sema Güler, Emel Serdaroğlu, Melahat Kurutepe, Orkide Donma, Nurhayat Yıldırım
Pages 43 - 47 (1361 accesses)
Çalışmamızda kliniğimize başvuran 24 KOAH'lı hasta incelenmiştir. Hastalar klinik ve laboratuvar bulgularına göre 13'ü akut ve 11'i stabil olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Hastaların tümüne başvuru sırasında tam kan sayımı, solunum fonksiyon testleri, karbon monoksit d'rfüzyon testi ve arter kan gazı ölçümleri yapıldı. Ayrıca eş zamanlı olarak tüm hastaların malonildialdehit (MDA), glutatyon (GSH) ve süperoksit dismutaz (SOD) düzeyleri ölçüldü.Bir lipid peroksidasyon ürünü olan MDA'yı akut alevlenme dönemindeki hastalarda (3.63±1.2 nmol/ml), stabil döneme (1.52 ±0.62nmol/ml) göre yüksek bulduk. Sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı idi (p<0.001). Organizmadaki en önemli antioksidan sistemlerden biri olma özelliğini gösteren SOD enzimi değerlerini ise hem akut (896.6±243 U/gHb), hem de stabil (856.2±203U/gHb) olgularda beklenen değerlerden düşük bulduk.Yine bir antioksidan olan glutatyon düzeyleri ise akut (10.02±2.24mmol/L/gHb ) ve stabil (8.72±2.54mmol/L7gHb) olgularda beklenen değerlerden yüksek idi. Akut olgulardaki değerler stabil olgulardan yüksek ise de bu istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Sonuç olarak artmış oksidatif stres göstergesi olan MDA düzeylerinin ve azalmış antioksidan enzim aösteraesi SOD değerlerinin KOAH patogenezinde oksidan-antioksidan dengesinin önemli olabileceğini gösterdiğini ve bımun da KOAH'daki yeni tedavi arayışları için yol gösterici olabileceğini düşünmekteyiz.
We examined 24 patients with COPD. 13 patients were in an acute exacerbation and 11 in the stable state. Routine laboratory tests, malonyledialdehyde (MDA), gluthahtione (GSH) and superoxide dismutase (SOD) levels were measured in all patients.
MDA, a product of lipid peroxidation, was found to be higher in patients who were suffering from an acute exacerbation of COPD (3,63±1,2 nmol/ml), when compared those who were in the stable state (1,52±0,62 nmol/ml). These results were highly significant (p<0,001). The levels of SOD enzyme, which is one of the most important antioxidant systems of the body, were lower than expected in all patients (896±243 U/gHb in the acute and 856±203 U/gHb in the stable state). GSH levels, in turn, were found to be higher than expected in both groups. The values observed in acute exacerbation were higher than the stable group (10.0+2.2 mmol/L/gHb; 8.7± 2.5 mmol/L/gHb), but this was not statistically significant (p>0,05).
The high MDA levels as an indicator of climbing oxidative stress and the low SOD levels as an indicator of antioxidant enzyme consumption seems to show the importance of oxidant-antioxidant balance in COPD pathogenesis.

2.Electrophysiological Changes In Chronic Obstructive Pulmonary Djseases
Oya Kayacan, Sumru Beder, Gülhis Deda, Demet Karnak, Deniz Çetin
Pages 48 - 53 (1106 accesses)
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan olguların bir kısmında periferik nöropati (PNP) gelişmekte ve buna bağlı olarak ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma gibi parestetik bulgular ortaya çıkmaktadır. Çalışmamızda PNP ile KOAH birlikteliği ve bu olgulardakî elektrofizyolojik değişiklikleri incelemeyi amaçladık.
KOAH'lı 26 olgunun motor ve sensoryal sinir ileti hızlan (MNCV ve SNCV) elektronörografi (ENG) ile ölçülerek bunlarda demiyelinizasyon olup olmadığı incelendi. Ayrıca olguların görsel ve beyin sapı işitsel uyarılmış potansiyelleri (VER ve BAER) kaydedildi. PNP semptomu bulunmayan 13 olgu Grup l'i, semptomlu 13 olgu ise Grup H'yi oluşturdu. İki grup arasında yaş, sigara içimi, KOAH'ın süresi, spirometrik değerler, kan gazı sonuçlan ve elektrofizyolojik bulgular açısından fark bulunmadı.
Grup Pden iki, Grup ll'den bir olgu dışında tüm olgularda PNP saptandı (%88.5). Üst ekstremitelerde sensoryal, alt ekstremitelerde ise motor tutulum daha belirgindi. Benzer yaştaki kontrollarla karşılaştırıldığında median sinirin sensoryal ileti hızı ve peroneal sinirin motor ileti hızı anlamlı şekilde yavaşlamıştı. KOAH semptomlarının süresi ile peroneal sinirin motor ileti hızı arasında negatif korelasyon saptandı. Median sinirin motor ileti hızı PaCOz ile sensoryal ileti hızı ise pH ile koreleydi. Sigara içimi ile BAER III dalgası arasında pozitif korelasyon saptandı. BAER IHA/ interpik latansı ile PaCO₂, HCO₃ve pH korele bulundu.
BAER III dalgası ve BAER lll-V interpik latansı beynin ponto-medüller bölümünü temsil ettiğinden, sigara içiminin, KOAH'ın, hiperkapni ve respiratuar asidozun yalnızca PNP yapmakla kalmayıp beynin bu bölümünü de etkilediği sonucuna varıldı.
Paresthesia due to peripheral neuropatny (FNH) is obseved in some patients with chronic obstructive pulmonary diseases (COPD). Our aim was to study the existence of PNP and COPD and to evaluate the neurophysiological changes in these patients. Twenty-six patients with COPD were evaluated for demyelination via motor and sensorial nerve conduction velocities (MNCV and SNCV respectively) by using electroneurography (ENG). Visual and brain stem evoked potentials (VER and BAER respectively) of the patients were also recorded. Thirteen subjects sympotomatic for PNP were altocaded in Group 1 and 13 others who were asymptomatic for PNP in Group II. Two groups were comparable for age, smoking status duration of COPD, spirometric and blood gas results, and electrophsiological findings.
All patients but two in Group I and one in Group II had PNP (88.5%). Sensorial involvement in the upper and motor involvement in the lower extremities was prominent. SNCV of the median nerve and MNCV of the peroneal nerve of the study groups were significantly reduced when compared with age matched controls. The duration of COPD symptoms and MNCV of the peroneal nerve was negatively correlated. MNCV of the peroneal nerve of the study groups were significantly reduced when compared with age matched controls. The duration of COPD symptoms and MNCV of the peroneal nerve was negatively correlated. MNCV of the median nerve correlated with PaCO₂, and SNCV of the samenerve did so with pH value. There was a positive correlation between cigarette consumption and BAER wave III. Interpeak latency of BAER lll-V correlated well with PaCO₂, HCO₃and pH. Therefore, we conclude that smoking, COPD, hypercapnia and respiratory acidosis may cause not only PIMP, but also affect this portion of the brain.

3.Clinical, Epidemiological And Immunological Characteristics Of Primary Tuberculosis In Children
Rezzan Demiralay
Pages 54 - 58 (904 accesses)
Bu çalışmada, çocuklarda primer tüberkülozun klinik, epidemiyolojik ve immünolojik özelliklerini incelemek amacıyla İsparta ve Burdur Verem Savaşı Dispanserlerimde kayıtlı 54 olgu retrospektif olarak değerlendirildi. Olguların en fazla 13-18 yaş grubunda, ortalama yaşın 10.1 ± 5.2 ve erkek/kız oranının 12 olduğu saptandı. Olguların 46'sı semptomatik olup, en sık rastlanan semptomlar öksürük (% 77,8) ve gece terlemesi (%62,9) ve tanıda gecikme ise ortalama 40.6 ± 5.2 gün idi. Olguların 17'sinde temas öyküsü mevcuttu. 5 olguda mikobakteriyolojik inceleme yapılmış ancak hiçbirinde bakteriyolojik tanı konulmamıştı. Olguların hepsinde radyolojik bulgular mevcuttu ve lenfadenopati en sık (%38,8) bulunan anormallik idi.42 olguda BCG aşı skarı vardı. PPD testi uygulanan 22(% 40,7) olgunun 17'sinde test pozitifti. 33 olgu günlük izoniyazid ve rifampisin kombinasyonu ile tedavi olmaktaydı. Ortalama tedavi süresi 10.9 ± 3.3 ay idi. İzoniyazid ve rifampisin kombinasyonu ile tedavi sonrası olguların takipleri esnasında % 5,5 oranında nüks saptandı. Çocuklarda primer tüberküloz önemli bir sağlık problemidir. Bu nedenle, iyi bir prognoz için kültür ömeği temin etmede, ilaç seçiminde ve tedavi uyumu sağlamada özen gösterilmesi gereklidir.
In this study, the clinical, epidemiological and immunological characteristics of primary tuberculosis in 54 children registered in Isparta and Burdur Tuberculous Struggle Dispanseries were evaluated retrospective. The highest rate of the cases was in the 13-18 age group with mean age of 10.1 ± 5.2 years Fourty six cases were symptomatic, the most common symptoms being cough(77,8 %) and night sweats(62,9 %). The mean delay in diagnosis was 40.6 ± 5.2 days. Seventeen cases had a history of contact. Mycobacteriological examination was carried out in 5 children with out any bacteriological confirmation in them. Radiological changes were found in all cases and lymphadenopaty was the most common abnormality, occurring in 38,8 % cases. BCG had been administered previously to 42 cases. PPD skin test was applied to 22 (40,7%)cases and 17 of them had a positive response. Thirty three cases received a combination therapy of isoniazid and rifampicin daily. The mean duration of therapy was 10.9 ± 3.3 months. Relapse was found as 5,5% in follow up therapy with a combination of isoniazid and rifampicin. Primary tuberculosis in children is an important health problem. For this reason, specific expertise in obtaining cultures, selecting therapy and assuring compliance is crucial for a good prognosis.

4.The Effects Of Respiratory Exercises On Pulmonary Functions In Patients With Duchenne Muscular Dystrophy
İsmail Zileli, Muammer Bilir, M.ali Akalın, Sevtap Sipahi, Füsun Zileli, Tuncer Karayel
Pages 59 - 65 (2599 accesses)
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı'nda Duchenne musküler distrofi (DMD) tanısı konmuş 45 hastada, solunum egzersizlerinin ve insentif spirometre egzersizlerinin solunum fonksiyonları üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Yaş ortalaması 12,08±1,79 yıl olan eğitim grubundaki 24 çocuğa fizyoterapi programına ek olarak solunum egzersizleri verilmiş, yaş ortalaması 12,43±2,04 olan 21 çocuğa (kontrol grubu) ise sadece fizyoterapi programı verilmiştir. Solunum egzersizlerinin solunum fonksiyonlarına olan etkisi 1 aylık çalışma sonunda yapılan göğüs çevre ölçümleri ve solunum fonksiyon testleri ile incelenmiştir.
Her iki gruba çalışma sonunda yapılan solunum fonksiyon testlerinde; eğitim grubu hastalarda kontrol grubuna göre VC, FVC ve FEV1 / % önsayım parametrelerinde anlamlı gelişme görülmüştür. Yine her iki gruba yapılan göğüs çevre ölçümlerinde ise, solunum egzersizi verilen gruptaki çocukların nötralde aksular ve subkostal bölge, derin inspirasyonda aksillar, epigastrik ve subkostal bölge ölçümlerinde, kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan ileri derecede anlamlı gelişme görülmüştür.
Sonuç olarak çalışmamız, DMD'li çocuklarda solunum egzersizlerinin, hastalığın erken döneminde solunum fonksiyonlarına ve özellikle toraks kompliansına olumlu etkilerinin olduğunu göstermektedir.
In this study, effects of respiratory muscle training and incentive spirometry exercises on pulmonary functions were evaluated in 45 patients with Duchenne muscular dystrophy (DMD). The study was carried out in Department of Neurology, Cerrahpasa Medical Faculty, University of Istanbul.
Physiotherapy program together with respiratory muscle exercises were given to 24 patients (study group) with a mean age of 12.0±81.79 jand physiotherapy program without respiratory muscle exercise were given to 21 patients (control group) with a mean age of 12,43±2,04. Effects of respiratory muscle training on pulmonary functions were evaluated at the end of 1 month, by pulmonary function tests and chest wall measurements. At the end of the study, pulmonary function test parameters (VC, FVC, FEV1 / % Pred) showed significant progress in the study group compared tothe control group.
Chest wall measurements were carried out in both groups. Axillary and subcostal measurements in neutral position and axillary, epigastric, subcostal measurements in maximum inspiration showed statistically significant progress in the study group compared to the control group.
As a result of the study, respiratory muscle exercises in children with DMD have positiva effect on pulmonary functions and thoracic compliance in the early phase of the disease.

5.Penicillin Resistance In Streptococcus Pneumoniae In Isparta
Ünal Şahin, Mehmet Ünlü, Mustafa Demirci, Ahmet Akkaya
Pages 66 - 71 (924 accesses)
Streptokoklar deri ve yumuşak doku enfeksiyonu, bakteriyemi, menenjit, endokardit ve pnömoni gibi oldukça geniş bir hastalık grubunda etkili olmaktadır. Penisilin dirençli pnömokoklarla ilgili ilk olgu sunumları 1967'de Avustralya'dan ve 1977*de de Güney Afrika'dan bildirilmiştir. Bu tarihlerden itibaren penisilin dirençli kökenlerdeki artış sonraki yıllarda ciddi terapötik probleme neden olmuştur. Bundan dolayı laboratuvarımızda izole edilen S.pneumoniae kökenlerindeki penisilin direncini tayin etmek amacıyla bu prospektif çalışmayı planladık. Duyarlılık testi oxacillin diskleri kullanılarak disk difüzyon metoduyla yapıldı. Penisilin için minimal inhibisyon konsantrasyonu (MIK) değerleri E-testi (AB Biodisk, Solna, İsveç) yöntemiyle saptandı. Şubat 1997-Aralık 1998 tarihleri arasında 23 erişkin pnömonili hastanın balgamından S.pneumoniae kökenini izole ettik. Beş (%21.7) hastada orta derecede penisilin direnci (0.12-1 g/ml), 18 (%78.3) hastada ise penisiline duyarlı ( 0.06g/ml) kökenler tespit edildi. Hiçbir olguda yüksek düzeyde penisilin direnci saptanmadı. Hastaların hepsi 10 gün süreyle 2x800.000Ü prokain penisilin tedavisi aldı. Hiçbir olguda terapötik yetersizlik görülmedi ve bütün olgularda klinik ve radyolojik düzelme saptandı. Sonuç olarak, yöremizde pnömonili hastaların balgamından izole edilen pnömokok kökenlerine karşı %22 civarında orta derecede penisilin direnci saptanmıştır ve bunların hepsi de prokain penisilin tedavisine yanıt vermiştir. Bu sonuçlara göre, pnömokok pnömonilerinin ampirik tedavisinde prokain penisilin halen ilk tercih edilecek ilaç olmalıdır.
Streptococci cause a wide range of infections in humans including pneumonia, endocarditis, meningitis, bacteremias, skin and soft tissue lesions. The first case reports of infection with penicillin-resistant pneumococci were made in Australia in 1967 and South Africa in 1977, respectively. Since this time the increasing emergence of penicillin-resistant strains of Streptococcus pneumoniae have created a serious therapeutic problem. We therefore initiated a prospective study to determine the penicillin resistance of clinical strains of S.Pneumoniae isolated in our laboratory. Sensitivity testing was done by disc diffusion method using oxacillin discs. Minimal inhibitory concentration (MIC) values were determined with penicillin by the use of E-test (AB Biodisc, Solna, Sweden). Between February 1997-December 1998, 23 strains of S.pneumoniae from the sputa of adult patients who had pneumonia were isolated. Five (21.7%) were intermediately resistant to penicillin (0.12-1 g/ml), 18 (78.3%) were penicillin-susceptible ( 0.06g/ml) strains. There was no highly penicillin-resistant strains in the study. The patients were treated with 2 x 800.000 U of i.m. procaine penicillin every 12 hr for ten days. There was no therapeutic failure. The results suggest that procaine penicillin may still be useful in the empirical therapy of pneumococcal pneumonia.

6.Influence Of Acute Cigarette Smoke On Bacterial Adherence
Yılmaz Bülbül, Tevfik Özlü
Pages 72 - 76 (925 accesses)
Sigaranın bakteriyel aderensi arttığı bilinmektedir. Ancak saptanan bu aderens artışının sigara dumanının akut etkisine mi, yoksa kronik sigara içimiyle ilişkili olarak epitel hücrelerinde oluşan olası yapısal ve/veya fonksiyonel değişikliklere mi bağlı olduğu açık değildir. Bu çalışma, akut sigara dumanı maruziyetinin bukkal epitel hücrelerine (BEH) bakteriyel aderensi etkileyip etkilemediğini saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 20 erkek ve 10 kadın olmak üzere ortalama yaşları 24.9+3.64 olan toplam 30 kişi alındı. Donörler, S. pneumoniae ve E. coli aderensi çalışılmak üzere iki gruba ayrıldı. BEH, polikarbonat membran filtre üzerinde phosphate buffered salın (PBS) ile yıkanıp süzüldü ve ardından PBS içinde 104 hücre/ml ve yine PBS içinde 107 bakteri/ml içeren süspansiyonlar hazırlandı. Daha sonra, BEH ve bakteri sigaralı ortamda birlikte, sigaraya maruz kalmış BEH ile sigaraya maruz kalmamış bakteri ve sigaraya maruz kalmış bakteri ile sigaraya maruz kalmamış BEH shaker içinde inkübe edildi. Sigarasız ortamda her iki örneğin inkübasyonu ile de kontrol grubu oluşturuldu. 1 saatlik inkübasyon sonunda hücrelere yapışan bakteriler sayıldı.
Sigaraya maruz bırakılan tüm örneklerin ortalama bakteriyel aderensi, kontrol grubuna benzer bulundu. S. pneumoniae için sigaralı örneklerin aderensi 6.0± 0.92/hücre ve kontrol grubu aderensi 8.2±1 J/hücre (p: 0.2387) idi. Bu değerler E. colî için sırası ile (17.7±2.25 /hücre ve 20.5± 4.1/hücre (p: 0.5276) olarak bulundu. Sigaraya maruz bırakılan her bir örnek tek tek kontrol ile karşılaştırıldığında da arada fark olmadığı görüldü. Sonuçlarımız, daha önce kronik sigara içenlerde yapılan ve aderensin arttığını rapor eden çalışmaların aksine, akut sigara dumanının S. pneumoniae ve E. coli 'nin BEC'e aderensini etkilemediğini göstermektedir.
The increased bacterial adherence has been reported in cigarette smokers. But, it is not apparent whether enhanced bacterial adherence is due to acute effect of smoke or changes of structure and/or function of the epithelium associated with chronic smoking. The aim of this study was to investigate whether the bacterial adherence to buccal epithelial cells (BEC) is influenced from the acute exposure of cigarette smoke.
30 normal subjects, with a mean age of 24.9±3.64 years were selected for this study. The subjects were divided into two groups. S. pneumonia adherence was studied in the first half and E. coli adherence was studied in the second half. After washing and filtering BEC by a polycarbonate membrane filter, the suspensions including BEC (104 cells per ml) and bacteria (107 bacteria per ml) were prepared in phosphate buffered saline (PBS). Then, both smoke-treated BEC and bacteria, smoke-treated BEC with smoke-untreated bacteria and smoke-treated bacteria with smoke-untreated BEC were incubated in a shaking water bath. Smoke-untreated bacteria and BEC were used as control. After 1 hour incubation period, the number of adherent bacteria to epithelial cells were counted.
The average number of adherent bacteria to the epithelium in all smoke- treated suspensions was similar to control group for S. pneumonia ( 6.0± 0.92/cellvs. 8.2±1.7/cell, p: 0.2387) and for E. coli (17.7± 2.25/cell vs. 20.5 ± 4.1/cell, p: 0.5276). Each smoke-treated sample was also compared to control group alone and the results were insignificant. In contrary to previous studies, which showed increased bacterial adherence to epithelial ceils in chronic cigarette smokers, our findings suggest that acute exposure of bacterium and / or epithelium to smoke has no significant effect on the adherence of S. pneumonia and E. coli to BEC.

REVIEW ARTICLE
7.Sigara Bırakmada Yeni Yaklaşımlar
Tunçalp Demir
Pages 77 - 82 (1214 accesses)
Abstract | Full Text PDF

CASE REPORT
8.A Rare Complication Of Miliary Tuberculosis: Spontan Pneumotorax
Muammer Bilir, Ali Mert, Canan Akman, Fehmi Tabak, Recep Öztürk, Reşat Özaras, Yıldırım Aktuğlu
Pages 83 - 86 (1067 accesses)
Pnömotoraks, miliyer tüberkülozun ender bir komplikasyonudur. Bu yazıda, miliyer tüberküloz tedavisi görmekte iken tedavinin lO.günü pnömotoraks gelişen 25 yaşındaki bir erkek hasta sunularak ilgili literatür gözden geçirilmiştir.
Pneumothorax is a rare complication of miliary tuberculosis. In this report, a 25-year-old patient developing pneumothorax in the 10th day of the miliary tuberculosis treatment is presented and the related literature has been reviewed.



 
Quick Search




 




















 
Copyright © 2016 Turkish Respiratory Society. All rights reserved
Bu web sitesi sağlık profesyonellerine yöneliktir. İçeriğindeki yazılar ve dökümanlar hekim veya eczacı görüşü yerine geçmez. Sitenin kullanımıyla ilgili her türlü sorumluluk kullanıcıya/ziyaretçiye aittir.

LookUs & Online Makale